Tarihte Kula

    Kula, uzun bir vadi başında pek latif bir yerde kurulmuştur. Bu vadi "karadivit (divlit) " yanardağının esas hududundan güneye kadar gider.Ağaçlıklar arasında beyaz duvarlarla gözükerek siyah volkanik taşlarla yapılan evlerin arasında yükselen camilerin minareleri şehrin üzerinde görünmektedir. Kula'nın kurulduğu yerde eskiden büyük bir göl bulunduğu ve bu gölün sonradan Divlit yanardağının püskürükleri ile doğarak yükselttiği bir saha olduğu görülür.

    Katekekaumene(yanık yöre) sınırı içinde Demirköprü barajı yakınındaki divlitte ilkel insan ayak izlerine rastlanmıştır.Yapılan araştırmalar sonucu Kulada ilkel insanların yaşadıkları anlaşılmıştır. Bunun yanında M.Ö. 56 yılına ait mermer kabartma ve kitabeler görülmüştür. M.Ö. 1. yy. da basılmış ve Kula'yı komşu ülkelere tanıtan bir kaç paranın ortaya çıkması tarihi doğrulardır.

    Eski dönemlerde Kula, Meonya(Menye) nin bir bölümüydü.Meonya, Mysien ve Lidya arasında bir yer tutardı. Eski çağlardan beri önemli yol Sardes-Salihli'den başlar ve Menye, Sandal, Gölde üzerinden geçerek Gediz'e ve daha yukarı Uşak'a gider. Başkent Maionia şimdiki Menye yerinde idi daha sonra merkez Göldeye sonra da Kulaya kaymıştır.

    Kuladan çeşitli tarihlerde Manisa müzesine götürülen mermer kabartmalar incelendiğinde bunların Bizans, Lidya ve Frigya devirlerine ait olduğunu ve pek çok tarihi geçmişi yansıttığı anlaşılır. Kulanın Musalca mevkiinde görülen mezar kalıntıları burada eski bir Lidya şehrinin varlığını gösterir.

    Lidya krallığının yıkılmasından sonra, İran(Pers) lıların egemenliğine giren Kula ve çevresi eski önemini yitirmiş bu durum Makedonya kralı Büyük İskender'in Asya Seferine kadar sürmüştür.

    Makedonya krallığının yıkılmasından sonra kurulan Bergama krallığının, M.Ö. 189 da Gediz ve Akhisar arasında meydana gelen Mafnasia(Manisa) savaşı sonucu Alaşehir, Kütahya ve Bergama'ya giden yollar üzerinde bulunması tekrar önem kazanmasını sağladı.

    M.Ö. 133 tarihinde bölge Romalıların eline geçti Roma İmparatorluğu M.S. 395 de imparator Jeodas tarafından doğu ve batı olarak ikiye ayrıldı böylece Kula ve çevresi Doğu Roma imparatorluğunun(Bizans) sınırları içinde kaldı.

    Kula'nın adı Bizanslıların elinde iken, Opsilion idi bunu Kula'nın 20 km. batısında ki Malenio(Menye) ile beraber bir piskoposluk teşkil etmesinden anlıyoruz.

    Romanos Diogenes'in 1071 tarihinde Malazgirt'te Alparslan'a yenilip esir düşmesi sonucu Türklere, Anadolu kapısı açılmıştır.

    11. yüzyılın ikinci yarısında (1075-1076) Türkmen aşiretlerinin Kula ve çevresine kadar kısa zamanda yayıldıkları görülür. Anadolu Selçuklu Devletinin parçalanmasından sonra Kula Germiyanoğulları topraklarına dahil olmuştur. Kula, 1896 yılına kadar Kütahya İlinin bir kazası olarak Osmanlı idaresinde kalmış, daha sonra Manisa İline bağlanmıştır.